audiotour.io
Rota

Pera'dan Boğaz'a

Galata Kulesi'nden İstiklal Caddesi ve Taksim üzerinden Dolmabahçe Sarayı'na ve Ortaköy'ün kıyıdaki camisine: elçilikler, pasajlar ve geç Osmanlı sarayları. Kıyıya inen, çoğunlukla düz, uzun bir yürüyüş; isteğe bağlı tek bir tırmanış var.

Yürüyerek≈ 4 sa.10,2 km13 yer

Rota

Galata'da, Haliç'in üstündeki yamaçta başlıyorsunuz; sokaklar dik, merdivenli ve kafelerle dolu, kule küçük meydanı dolduruyor. Burası 1273'ten 1453'teki Osmanlı fethine kadar bir Ceneviz kolonisiydi: Bizans bu araziyi 1267'de Cenova'ya verdi ve tüccarların tahkimat yapmasını yasakladı, onlar yine de surlar inşa etti, sonra da genişletmeyi sürdürdü. Surların çoğu, kentin büyümesi için ondokuzuncu yüzyılda yıkıldı; kulenin yakınında kısa bir parçası ayakta. Buradan yürüyüş Pera'ya doğru tırmanır. Durağı kaçırmak imkânsız: koni şapkalı yuvarlak taş kule, çevresindeki her şeyden yüksek.

  1. Galata Kulesi

    Haliç üzerinde yükselen ortaçağ taş gözetleme kulesi, Boğaz'a panoramik manzaralı.

Şimdi yokuş yukarı, birkaç dakika Şahkapısı Sokağı'ndan, sonra Galip Dede Caddesi'nden gidiyorsun. İstanbul'un çalgılarını aldığı yer burası: vitrinler ud, uzun saplı saz ve el davullarıyla dolu; hafta içi bir gün dükkânı görmeden önce birinin çalgı denediğini duyarsın. Hep böyle değildi. Bu sokağın ondokuzuncu yüzyıldan kalma fotoğraflarında kitapçılar, kahvehaneler, pastaneler, antikacılar ve pul satıcıları görünür; müzik dükkânları antika ve pul ticaretinin yerini ancak yakın zamanda aldı. Yokuş, yüksek eski apartmanların arasında dengeli biçimde sürer. Varış, tepedeki küçük meydandan önce gelir: sokaktan taş bir duvarda mütevazı bir kapı açılır, ardında eski Osmanlı mezar taşlarıyla dolu duvarlı bir bahçe uzanır.

  1. 2. Galata Mevlevihanesi Müzesi

    1491'den kalma Osmanlı dervişhanesi, bugün Mevlevi kültürü ve sema âyininin müzesi.

Tünel Geçidi Sokağı'ndaki geçidi geçip Meşrutiyet Caddesi boyunca ilerlerken Tepebaşı'ndasınız; ondokuzuncu yüzyıl Pera'sının Haliç manzarası için büyük otellerini ve elçiliklerini kurduğu sırt burası. Pera Palace Oteli 1892'de başlanıp 1895'te bir baloyla açıldı, Orient Express'le gelen yolcuları ağırlamak içindi; İngiliz konsolosluğu biraz ilerideki duvarlı bir kompleksi kaplıyor. Meşrutiyet'te trafik yoğun, otellerin yanındaki kaldırımda kalın. Müze, otelin hemen ötesindeki, kapısının üstünde adı yazan uzun, açık renk taş binadır.

  1. Pera Müzesi

    Restore edilmiş tarihi bir otelde yer alan, ünlü Osmanlı Oryantalist koleksiyonuyla tanınan özel sanat müzesi.

Avrupa Pasajı'ndan Sahne Sokağı'na, birkaç dakika. Pasaj 1874'te, 1870'teki büyük Beyoğlu yangınının araziyi temizlemesinden sonra tamamlandı ve İstanbullular ona Aynalı Pasaj der: duvarlar boyunca aynaların önünde gaz lambaları yanar, ışığı ikiye katlardı. Bugün cam çatının altında küçük dükkânlar sıralanıyor ve ucunun ötesinde gürültü birkaç adımda değişiyor. Caddeye ulaştığınızı kalabalık sıklaşınca, kaldırım tek bir geniş yaya yoluna dönüşünce ve tramvay rayları ayaklarınızın altından geçince anlarsınız.

  1. İstiklal Caddesi

    On dokuzuncu yüzyıl cephelerine, kitapçılara, kafelere ve klasik kırmızı tramvaya sahip yaya caddesi.

Sahne Sokağı Beyoğlu'nun balık pazarı: buz üstünde taze balık tezgâhları, meyve sebze ve hediyelik eşya dükkânları, deniz ve kızartma kokan tek kısa bir sokakta toplanmış. Bu sokaktan bir kapı, 1838'de ibadete açılan Üç Horan Ermeni Kilisesi'ne çıkar; cemaat bu araziye 1500'lerin başından beri sahipti. Caddenin karşısında, 1868'de Fransız modeliyle ve Fransızca eğitimle yeniden kurulan Galatasaray Lisesi'nin kapısı durur. Hepsi iki dakika sürer. Pasaj kendini duyurur: pazar sokağının yanında yüksek, süslü bir giriş açılır, içeride restoran masalarıyla dolu uzun, cam çatılı bir salon vardır.

  1. Çiçek Pasajı

    Demir ve cam kemerli, geleneksel meyhaneleriyle bohem tarihe sahip kapalı pasaj.

Pazarla meydan arasındaki sokaklar Beyoğlu'nun gece mahallesidir ve yukarı giden yol bunların arasından geçer, meyhane sokaklarından yokuş yukarı yaklaşık çeyrek saat. Masalar her kapıdan taşar, akşama doğru rakı kadehleri ve küçük meze tabaklarıyla dolar; sokaklar sohbet ve müzikle uğuldar. Yeşilçam Sokağı kısa ve gösterişsiz bir sokaktır, ama Türk film sanayisine adını vermiştir: 1950'lerle 1970'ler arasında stüdyolar, yönetmenler ve yıldızlar buradaydı, Türk sineması hâlâ Yeşilçam diye anılır. Meydan ansızın açılan geniş bir kaldırım alanıdır: ortada Cumhuriyet Anıtı, bir yanda yeni caminin ikiz minareleri, öbür yanda Atatürk Kültür Merkezi'nin cam cephesi yükselir.

  1. Taksim Meydanı

    Türkiye'nin laik cumhuriyet olarak kuruluşunu simgeleyen bronz anıtla çevrelenmiş geniş yaya meydanı.

Önce Cumhuriyet Caddesi, sonra Taşkışla Caddesi boyunca çeyrek saat; zemin Boğaz'a doğru alçalıyor. Yanından geçtiğiniz uzun taş yapı Taşkışla; 1846 ile 1852 arasında İngiliz mimar William James Smith tarafından inşa edildi, 1860'ta aşağıdaki kıyıdaki yeni sarayı korumak üzere kışla oldu; Paul Bonatz ile Emin Onat 1943-1950 arasında onu İstanbul Teknik Üniversitesi için restore etti ve üniversitenin mimarlık fakültesi bugün burada. Ötesinde sırtın otel kuleleri yerini ağaçlara bırakır. Kaldırımın bittiği yerde altınızda çimenlerden ve yüksek ağaçlardan oluşan yeşil bir vadi açılır ve suya doğru iner.

  1. Maçka Demokrasi Parkı

    Dolmabahçe'nin tarihi arazisinin yanında, üzerinden teleferiğin geçtiği ağaçlık vadi parkı.

Yolun en uzun kısmı, yaklaşık yirmi beş dakika, vadiden sahil yoluna iner. adını kadırgalardan alan Kadırgalar Caddesi'nde, yolun üstündeki futbol stadı Beşiktaş'ın sahasıdır; sarayın yanında ise Dolmabahçe Camii durur. Cami, padişahın annesi Bezmiâlem Valide Sultan için 1853 ile 1855 arasında Garabet Balyan'ın tasarımıyla yapılmıştır. Su görünür görünmez ışık açılır: vapurlar, Asya yakasının tepeleri, boğazda ilerleyen gemiler. Saray, rıhtım boyunca uzanan uzun beyaz mermer cephedir; kapısının önünde süslü bir saat kulesi yükselir.

  1. Dolmabahçe Sarayı

    Osmanlı görkemini Avrupa barok tarzıyla birleştiren sahil kıyısındaki imparatorluk sarayı.

Beşiktaş Caddesi boyunca suyun kenarında kısa bir yol, on dakikadan az, Beşiktaş'ın kendisine. Ad çalışan bir vapur semtine ait: Üsküdar ve Kadıköy vapurlarından işe gidenler boşalıyor, iskelenin arkasındaki çarşı sokakları simitçilerle ve balık lokantalarıyla dolu. Osmanlı donanması burada toplanırdı; Avrupa efsanelerinin Barbarossa'sı Barbaros Hayreddin Paşa da burada, kıyıda, Mimar Sinan'ın 1541'de yaptığı türbeye gömüldü. Sakallı, pelerinli heykeli suyun kenarındaki küçük parkta duruyor; müze, hemen yanındaki uzun, modern cam ve beton salon.

  1. Deniz Müzesi

    Boğaz kıyısında özel yapılmış bir salonda Osmanlı imparatorluk kayıkları ve deniz eserleri.

Beşiktaş Caddesi çeyrek saat boyunca sürer; Boğaz'ın çoğunlukla görünmediği, yoğun bir sahil yolu: su tarafında yüksek duvarlar eski imparatorluk yalılarını kapatıyor, karşıdaki binaların ardında tepe dikleşiyor. Beşiktaş'ın adı taşlardan gelir. Bir anlatıya göre beş taş: Barbaros Hayreddin'in gemileri için buraya suya diktiği bağlama direkleri; bir başkasına göre Beşiktaş'ta duran, taş beşik anlamına gelen Kounopetra adlı bir Bizans kilisesi. Boyunca yanınızda trafik uğuldar. Sonra oyma kapılar duvarı keser ve parmaklıkların ardında, bugün otel olan sarayın uzun mermer cephesi sizinle su arasında durur.

  1. Çırağan Sarayı Kempinski

    Boğaz kıyısındaki Osmanlı sarayı, sultanlar, yangın ve entrikalarla dolu bir tarihle lüks otele dönüştü.

Önce Çırağan Caddesi, sonra sahil yolundan dikçe yükselen bir patika, yaklaşık on dakika. Adı saraydan gelir, sarayınki de Lale Devri'nin, Osmanlı sarayının bahçelerini fenerlerle aydınlattığı çırağan şenliklerinden; on yedinci yüzyılda bu arazi padişaha ayrılmış Kazancıoğlu Bahçeleri'ydi. Duvarlar sizi kuşatır: su tarafında saray duvarı, arkada yükselen tepe. Yoldan patikaya çıkınca trafik sesi çabuk söner; ağaçların arasında Çadır ve Malta köşkleri bugün kafe olarak çalışıyor. Duvardaki kapılar varışı gösterir: ötesinde orman yükselir, arkanızda Boğaz dalların arasından parlar.

  1. Yıldız Parkı

    Eski Osmanlı imparatorluk arazisinde ormanlık yürüyüş yolları, köşkleri ve gölleri olan geniş tepe parkı.

Yeniden Çırağan Caddesi'ne inip boyunca çeyrek saat, bir başka sarayın yanından. Sultan Abdülaziz'in 1871'de mimar Sarkis Balyan'a yaptırdığı Feriye Sarayı'nı bugün Galatasaray Üniversitesi ve bir lise paylaşıyor; kaldırımı öğrencilerle paylaşabilirsiniz. Ortaköy orta köy demek ve hâlâ öyle hissettiriyor: sahil yolu kıvrılıyor, Ortaköy Salhane Sokağı ve Vapur İskelesi Sokağı suya iniyor, sokaklar kafe masalarına ve tezgâhlara daralıyor. Sokaklar kıyıdaki bir meydana açılır ve büyük asma köprü çatıların üstünde gökyüzünü doldurur.

  1. Ortaköy Meydanı

    Barok bir caminin, sinagogun ve Rum kilisesinin aynı Boğaz kıyısını paylaştığı sahil meydanı.

İskele Sokağı boyunca bir dakika; adını vapur iskelesinden alır. Ortaköy yabancıları hep çekmiştir: İngiliz yazar Emilia Hornby burada bir ev kiraladı ve 1863 tarihli bir kitapta buradaki yaşamı anlattı; 1930'larda Berlin'den sürgün Alman mimar Bruno Taut yukarıdaki yamaçta, Japon ve Avrupa fikirlerini karıştıran bir ev yaptı. Balıkçılar rıhtımda duruyor, vapurlar yanınızda gidip geliyor. Yürüyüş burada biter; arkanızda kentin Avrupa kıyısı, boğazın ötesinde Asya. Cami suyun tam kenarında: iki ince minare ve bir kubbe, üzerlerinde kemer yapan köprü.

  1. Büyük Mecidiye Camii (Ortaköy Camii)

    Boğaz kıyısında yükselen, neoklasik ve Osmanlı üsluplarını harmanlayan gösterişli cami.